Yaklaşık 2,8 milyon yıl önce Güney Afrika’da yaşayan ve Australopithecus africanus türüne ait olan üç yaşındaki bir çocuk, dev bir yırtıcı kuşun saldırısına maruz kalmış olabilir. Taung Çocuğu olarak bilinen bu erken dönem insan yavrusunun kafatasındaki delinme izleri, avlarını pençeleriyle yakalayıp yuvalarına taşıyan kartalların bıraktığı izlerle büyük benzerlik gösteriyor.
Primatolog Scott McGraw, Fildişi Sahili’ndeki Taï Ormanı’nda yaptığı incelemelerde, yırtıcı kuşların primatları avladığına dair kanıtlar buldu. Uzmanlar, fosil üzerindeki göz çukuru hasarının, günümüzdeki kartal saldırılarında görülen izlerle aynı olduğunu belirtiyor. Bu durum, yırtıcı kuşların insan atalarımızı düzenli olarak avladığı teorisini güçlendiriyor.
Arkeolog James Cole, ilk insanların yırtıcılar için bir besin kaynağı olduğunu ve bu durumun evrimsel süreci doğrudan etkilediğini vurguluyor. Özellikle dev kuşlardan korunma ihtiyacının, insanlarda grup halinde yaşama, sosyal bağlar kurma ve iletişim becerilerini geliştirme gibi temel davranışların temelini atmış olabileceği düşünülüyor.
Yırtıcı kuşların oluşturduğu baskı, dilin evrimini tetiklemiş olabilir. Uzmanlara göre, tehlike anında verilen özel uyarı sinyalleri, gelişmiş iletişim biçimlerinin öncüsü kabul ediliyor. Ayrıca, dünya genelindeki birçok kültürde yer alan ‘çocuk kaçıran kuş’ efsanelerinin, geçmişte yaşamış bu dev yırtıcılardan ilham almış olması muhtemel görülüyor.
Amerika kıtasında bulunan teratornlar ve Yeni Zelanda’daki Haast kartalı gibi dev türler, tarih öncesi dönemde gökyüzüne hükmediyordu. Bu devasa yırtıcılar, mamutlar ve kılıç dişli kediler gibi megafauna üyeleriyle aynı çevreyi paylaşarak, insan atalarının yaşam mücadelesinde önemli bir yer tutuyordu.
Kaynak: Haberler.com